Irak’ta federasyon çözüm mü?

Irak'ta federasyon çözüm mü?

Irak’ta şu günlerde federasyon rüzgârı esiyor. Bu kez rüzgâr, her zamankinin aksine Irak’ın batı ve kuzeybatısında, yani Sünni bölgelerde esiyor. Oysa geçmişte Sünniler, federasyon projesine karşı çıkanlar kategorisinde yer alıyordu. Bu kez rüzgâr Irak’ın batısı ve kuzeybatısında esiyor olsa da sadece bu bölgelerle sınırlı kalmamakta ve etkisi, Irak’ın güneyindeki Basra’ya kadar ulaşmakta.
Federasyon talebi, öncelikle Selahaddin bölgesinden geldi. Bu bölge, Amerikan işgalinden bu yana ülkenin en sakin şehirlerinden biri sayılıyordu. Ayrıca çoğunluğu Sünni de olsa nüfusu karma şehirlerden biri. Ayrıca Irak’ın idam edilen devrik lideri Saddam Hüseyin’in de doğum yeri olan Selahaddin’in bazı bölgelerinde Araplarla Kürtler arasında çekişmeler yaşanıyordu. Selahaddin’i Enbar, Musul ve Deyala bölgeleri izledi. Sonra kıvılcım, Irak’ın güney kentlerine geçti. Divaniye, Basra ve Babil, kendilerini federasyon bölgesi ilan etme niyetlerini açıkladı. 

Hükümetin zayıf noktaları
Bölgelerin federasyon talebinde bulunması, Amerikan işgalinin akabinde acilen yazılan yeni Irak anayasasının garanti ettiği bir hak. Bu anayasanın Iraklı siyasetçiler tarafından yazılması, sadece iki hafta sürmüştü. Anayasada yer alan maddelere itiraz edenlerden bazıları ise suikasta uğradı. Anayasa, her bölgenin nüfusunun üçte birinin onayını alması halinde, idari olarak merkezden bağımsız bir bölge olduğunu ilan etme hakkını öngörüyor. Fakat işler, böyle bir talebin Bağdat hükümetince onaylanması açısından bu kadar kolay değil. Selahaddin’in federasyon ilanından sonra Bağdat, bu tür federasyonları reddetme niyetini açıkça ortaya koydu. Gerekçesi de hazırdı; taleplerin mezhepçi bir ‘nefes’ taşıması ve Selahaddin’in Baasçıların sığınağı haline gelmek istemesi.
Anayasa, federasyon ilanı çağrısının taşıması gereken ‘nefesin’ yapısını ve federasyon ilan etmek suretiyle bölgelerin gerçekleştirmeye çalıştığı hedeflerin yapısını önceden belirlememişti. Anayasa, açıkça her vilayetin veya üç vilayetin merkezden idari bağımsızlıktan beslenen federasyon ilan etme hakkının olduğunu öngörüyordu.
Selahaddin ve ardından Enbar’ın talepleri, mütemadiyen anayasayla övünen Nuri El Maliki hükümeti için başlı başına bir sorun oldu. Bugün Irak’ta yaşanan bu sorun, hükümetin söylemlerinin, yazdıkları anayasanın ve hukukun uygulanması yönündeki tüm çağrılarının zayıflığını yeniden gözler önüne serdi. 

Yolsuzluk meselesi
Selahaddin, Enbar, Basra veya Musul kendi evlatlarının taleplerini gerçekleştirseydi, içlerinden hiçbiri federasyon talebinde bulunmazdı. Bağdat merkezi hükümeti batı ve kuzeybatıdaki vatandaşlarına karşı ayrımcılık yapmasaydı ve onları kendinden uzaklaştırmasaydı, içlerinden hiçbiri federasyon istemezdi. Basra anayasa doğrultusunda kendi petrolündeki hakkını alsaydı, federasyon çağrısı yapmazdı.
Irak bugün yönetim, iktidar, anlam, siyasi ortaklık, güvenlik, hukuk ve sosyal krizler yaşıyor. Halihazırdaki hükümet yolsuzluğu ve yolsuzları koruyan politikalar kanalıyla bu krizler daha da derinleşti. Irak, dünya ülkeleri listesinde yolsuzlukta listenin ilk sıralarında yer alıyor. Başbakana bağlı güçlerin Enbar, Selahaddin, Musul ve Deyala bölgelerinde yaptığı tutuklamalar, Irak’ın idari birliğinin belini kırdı. Ayrıca 180’den fazla üniversite hocası ve çalışanı de Baasçı oldukları gerekçesiyle Selahaddin’deki Tikrit Üniversitesi’nden uzaklaştırıldı.
Aynı ülkenin evlatları arasında partici, mezhepçi ve etnik temelde intikamcı, uzaklaştırıcı ve ayrımcı bir siyaset var oldukça, Irak huzur bulamaz. Siyasetçiler nezdinde ülkenin, halkın istediği bir başka gerçeğe geçişi yönünde toplu bir söz konusu idarecilik olmadığı sürece, bazı Irak vilayetlerinin istediği federasyon gerçekleşse dahi, sorunları çözecek sihirli bir değnek olmayacaktır. (Katar gazetesi Arap, 5 Kasım 2011)

Bir Cevap Yazın