Son olarak Şam ve Doha’daki görüşmelerden ve yoğun temaslardan sonra Suriye yönetimi, ülkedeki şartların Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad Bin Casim Bin Cabir El Tani’nin başkanlığında takip edilmesiyle ilgili Arap Birliği Bakanlar Konseyi’nin sunduğu çalışma belgesine resmen onay verdi. Bu belge, Suriye’de rejimle muhalefetin bütün renkleri arasında Arap Birliği kontrolünde gerçekleştirilen ulusal diyaloğa başlamadan önce şiddet eylemlerinin derhal durdurulması, güvenlik güçlerinin şehirlerden ve yerleşim alanlarından çekilmesi ve tutukluların serbest bırakılması maddelerini kapsıyor.
Suriye’nin bu Arap belgesine verdiği onay, 3000’den fazla kişinin ölümüne, on binlercesinin tutuklanmasına yol açan ve ordu saflarında tehlikeli bölünmelere sebep olan krizin çözümü yönünde ilerleme sağlamak üzere önemli bir adım teşkil ediyor. Bu durum, ülkedeki barışçıl protestoları ve gösterilerin kanlı biçimde bastırılmasıyla, rejimin değişim isteyen muhalif sesleri susturma girişimi içinde ordunun silah ve zırhlarıyla şehirlere ve semtlere girişiyle mücadele etmek için bazılarının silaha sarılmasından sonra iç savaş sinyalleri veriyordu.
Gündemlerin farklılığı
Şam’ın Arap girişimine onay vermesi önemli olmakla birlikte daha da önemli girişim, belgenin metninde öngörüldüğü biçimde maddelerinin derhal hayata geçirilmesi olacaktır. Ayrıca bu belge, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın ülkesinin içinde bulunduğu mevcut trajediden çıkması için önündeki son fırsat gibi görünüyor. Zira bölgede yaşanan son deneyimler, hiç kimsenin Arap Baharı rüzgârının dışında olamayacağını gösterdi. Çünkü Arap Baharı, halklar için özgürlük, adalet, saygınlık, insan hakları ve demokrasi istiyor.
Arap Birliği’nin konsey toplantısında yaşanan en önemli nokta, Suriye’deki krizin, sonuçlarının boyutu ne olursa olsun, Arap evi içinde çözülmesi gerektiği yönündeki karardı. Bunun büyük bir anlamı var ve Arap Birliği’nin uluslararası topluma başvurma ihtiyacı duymaksızın bölgede oynadığı yeni rolün öncüsü olabilir. Zaten herkes, dışarının Arap çıkarlarımızla uyuşmayan çıkar ve gündemlerinin olduğunun farkında. (Katar gazetesi Şark, başyazı, 3 Kasım 2011)